Kapatılsa bile koca bir ağaçtır: „ekmek ve gül.“

Emekçi kadınların televizyonu

Kadınlar ve kadın işçilerin gündem ve üretimlerini ekrana taşıyan ‚Ekmek ve Gül‘ programı, KHK ile kapatılan Hayatın Sesi TV'nin ardından yayın hayatına internet üzerinden devam ediyor.

SIBEL SCHICK, 2017-05-01

“Annem beni doğurduktan 40 gün sonra işe çağrıldığını ve memelerinden akan sütü sağıp tuvalete dökmek zorunda kaldığı için hala ahlanır. Kadın işçi olma hallerini annemden ve ailemin tüm kadınlarından, işçi kızı olma hallerini ise kendi yaşamımdan ve yaşamıma değen tüm kadınların çocuklarından öğrendim.“ Ekmek ve Gül programının hazırlayıp sunan, tekstil işçisi bir çiftin çocuğu olarak Adana'da doğan Sevda Karaca, kadın işçilerin sorunları ile ilk haşır neşir oluşunu böyle anlatıyor.

Kadınca dayanışma ‚Ekmek ve Gül‘ fikrini ortaya çıkardı

Ekmek ve Gül, Hayatın Sesi Televizyonu ekranlarında yayınlanan, kadın işçilerin sorunlarını televizyon ekranına taşıyan, kadın sanatçılarla, gazetecilerle ve kısaca üreten, çalışan, düşünen tüm kadınlarla hayatı tartışan bir televizyon programıydı. Hayatın Sesi Televizyonu 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Olağanüstü Hal ilan edilmesinin ardından çıkarılan bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldı. Gücünü kadınlardan alan Ekmek ve Gül artık varlığını bir web portalı olarak sürdürüyor.

2007 yılında “Emekçiler neden ve nasıl bir televizyona ihtiyaç duyar?“ sorusu ile yayın hayatına başlayan Hayatın Sesi TV'nin kuruluş aşamasında da yer alan Sevda, Brezilya dizileri, magazin haberleri ve eğlence programlarının domine ettiği televizyon ekranlarına “kadınları aşağılamayan, etiketlemeyen, yargılamayan, kadınların birbirine ulaştırabileceği sesin daha güçlü duyulabilir hale gelebilmesi için bu sesi aynı zamanda örgütleme kapasitesi de olan bir yayıncılık“ getirme hayali ile yola çıktıklarını anlatıyor. Bu esnada “yukarıdan dayatılan bir program olmayan bir program olarak“ Ekmek ve Gül fikri doğuyor.

Ekmek ve Gül, Türkiye televizyon tarihinde yalnızca kadınların sorunlarına değil, aynı zamanda üretimlerine de odaklanan bir yayın olmasıyla bir ilki teşkil ediyor. Programda ülkenin farklı yerlerinden ev kadınlarıyla, işçi kadınlarla, öğretmenlerle, kadın hareketinde aktif yer almış kadınlarla, esnaf kadınlarla, yazarlarla ve tiyatrocularla sohbetler yayınlanıyor. Sonrasında ise “kadınların birbirini merak etmelerini, birbirine sahip çıkmalarını sağlama“ umuduyla yola koyuluyorlar.

Çoğunlukla ev işlerinde pratik çözümler, ev ekonomisi ve çocuk bakımına dair tavsiyelerin ötesine geçemeyen, kadınları sınırlayıcı toplumsal cinsiyet rollerine hapseden gündüz kuşağı kadın programlarından uzak bir duruşu olması hedeflenen Ekmek ve Gül, yayın hayatı boyunca özgün içerik üretmeyi, kapsayıcı bir yayıncılık yapmayı başardı. Sevda, Ekmek ve Gül'ün ne anlama geldiğini şu sözlerle açıklıyor: “Kadınların kendi mahallesinde, sokağında, okulunda, iş yerinde birbirlerini anlamasını ve birbiriyle dayanışmasını kamuoyuna gösteren bir araç oldu.“

Ne yapmaları gerektiğini değil, ne yaptıklarını söyledik

Kadınlar için önem taşıyan ve 15 Temmuz sonrası KHK ile kapatılan tek mecra Hayatın Sesi TV değil. Aynı zamanda kadrosunda yalnızca kadınların yer aldığı Jin Haber Ajansı da kapatıldı. Jinha yayın hayatına Şujîn olarak devam ederken, Ekmek ve Gül de 3 Nisan tarihinden beri ekmekvegul.net adresinde bir web portal olarak yayın yapıyor. Web portala dönüşüm aşamasında ise ekip, tıpkı oluşum aşamasındaki gibi il il gezerek kadınlarla buluştu. Bu buluşmalardan birinde bir arkadaşımız şöyle demişti: „Onlar yukarıdan bastırıyorlar ki yerin dibine girip yok olalım. Bastırsınlar. Biz de yayılıp dağılalım. Şimdi onlar düşünsün, çok pişman olacaklar!'“

Kadınların sorunlarını çözmek için harekete geçiyor

Ekmek ve Gül, alışılmış kadın programlarının aksine kadınlara ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine, ne yaptıklarını gösteriyordu. Kadınların kültürden siyasete, sağlıktan sanata, eğitimden tarihe kadar her konuda sözünün olduğunu gösteren program, ayrıca ülke çapında birçok kadın örgütlenmesine de yol açmış durumda.

Ekmek ve Gül grupları, bugün memleketin pek çok yerinde, kadınların sorunlarını çözmek için harekete geçiyor. Kimi zaman kentsel dönüşüme karşı, kimi zaman eğitim sorunlarına, kimi zaman bir şiddet davasını takip etmek için, kimi zaman kampüste yaşanan cinsiyetçiliğe karşı tartışmalara yer veriyor.

Kadın işsizliğindeki artış, eşleri tarafından şiddete uğrayan kadınların çocukları ile barınabildiği sığınakların kapatılması, kadına şiddete ve kadın cinayetlerine tahrik indirimleri ve cezasızlık AKP Hükümeti'nin kadına yönelik baskı ve düşmanca politikalarının bir sonucu. Bu yaşananlara rağmen kadın dayanışması Türkiye'de gün geçtikçe daha da güçlendi. Gündem konusunda sıkıntı yaşanmayan Türkiye'de Ekmek ve Gül'ün radarında yalnızca Türkiye'deki değil, dünyadaki kadın gündemi de vardı. Kadınların yalnızca kayıplarından değil, kazanımlarından da bahsederek ekran karşısındaki kadınlara güç verdi, ilham oldu.

Kapatılsa bile koca bir ağaçtır: „ekmek ve gül“

Ekmek ve Gül kadınların ekonomik dayanışmaları ve gönüllü olarak yapılan desteklerle finanse ediliyor. Yayında kullanılan dekorların imece usulüyle hazırlandığını ve malzeme temininin yaratıcı şekillerde sağlandığını anlatan Sevda, aynı zamanda Ekmek ve Gül'e destek verebilmek için bir adım öteye giden kadınlardan da bahsediyor: “Kimi çalışan kadınlar Ekmek ve Gül için iki gün işyerlerinde fazla mesai yaptılar, kimisi kermes yaptı, kimisi kitap ayracı yaptı sattı, kimisi bursunu verdi, kimisi haftalık pazar alışverişinden keserek para biriktirdi, kimisi kahvaltı organizasyonu yaptı, kimisi gün parasını verdi. Çekirdek ekibimizin maaşları ise Evrensel Gazetesi'nin mütevazı olanaklarıyla karşılanıyor.“

İlk günden beri aynı zamanda dergi olarak da yayınlanan ve iki haftada bir Evrensel Gazetesi'nin eki olarak dağıtılan Ekmek ve Gül, en çok da kadınların yurttaş haberciliğinden besleniyor. Sevda, kadınların iradelerine sahip çıkmak için örgütlediği Ekmek ve Gül gruplarının, gerektiğinde telefonla veya çocuğunun kamerası ile görüntü çeken, komşusunun bilgisayarı ile haber yazan, röportaj yapan kadınlardan oluştuğundan bahsediyor:

“50 yaşından sonra teknoloji ile haşır neşir olan, okuma yazması olmadığı için ses kaydı gönderen kadın muhabirler ağı ile koca bir ağaç oldu. Bu sayede bugün, nerede kadınlar sokağa çıksa ve bir şeyleri değiştirmek için bir araya gelse, kadınların üstünden bir mesele tartışılsa, Ekmek ve Gül oradadır.“

SIBEL SCHICK, 2017-05-01
ZURÜCK
TEILEN
MEHR VOM AUTOR
Unterstützen Sie taz.gazete und unabhängigen Journalismus im Netz!