Bir devrin sonu

Kahkaha kimden yana

Mizah, iktidarı dolaylı yoldan eleştirmek için çok etkili bir silah. Karikatüristler, artan baskılar ve azalan tirajlar yüzünden zor zamanlardan geçiyorlar.

ELISABETH KIMMERLE, 2017-05-03

Haftalık çıkan mizah dergisi Penguen’in kapağı, referandum sonrası çıkan sayıda bembeyaza bürünmüştü. Sadece sağ köşesinde bir not yazıyordu: „Artık karikatürsüz kapaklar da geçerli sayılacak…“ Yüksek Seçim Kurulu’nun 2,5 Milyon mühürsüz oy pusulasını geçerli saymasına ve bunun iktidara yaramasına yapılan bir göndermeydi bu.

Beyaz kapağın sosyal medyada binlerce paylaşımı yapıldı. Fakat hayranları, henüz okuduklarının, çok sevilen derginin son sayılarından biri olduğunu bilmiyordu. Birkaç gün sonrasında Penguen karikatüristleri, derginin son dört sayısını yayınlayıp kapatacaklarını duyurdu. Böylece Türk medya camiasında, eleştirel bir ses daha suskunluğa itildi.

Penguen, Türkiye’de her markette bulunan ve çoğu derginin tirajlarına imrendiği bir mizah dergisi olarak biliniyordu. Uykusuz, Leman ve Penguen gibi mizah dergileri, haftada bir ülkenin pek de komik olmayan gündemini gözler önüne seriyor. Seçim hileleri, kadın cinayetleri, tanıdıklara ekonomik kar getiren rant sistemi gibi ülkede ters giden her şeyi mizah dergileri açığa çıkarıyor.

Muhalif medyanın eleştirel haberciliğinin kısıtlandığı zamanlarda, mizah dergileri birkaç ufak çizgiyle bile eleştiri yapabiliyor ve istediği mesajı tam olarak verebiliyor. Penguen karikatüristi Serkan Altuniğne, “Muhalafet gazeteler eleştirilerini uzun uzun yazarken biz bir karikatür bandında anlatıyoruz. Bu yüzden hükümet bizi sevmiyor“ diye açıklıyor durumu. 600 bin kişiden fazla takipçisi olan Altuniğne, mizahın başarısının sebebini Türkiye’nin okuma alışkanlıklarına bağlıyor: “Uzun yazılar sadece o gazetecilerle aynı görüşlere sahip insanlara ulaşıyor. Ama karikatür herkese ulaşıyor çünkü onu herkes okuyor.“

Türkiye'de karikatürün doğuşu

Karikatüristlerin iktidarda olan kişileri 100 seneden fazla bir süredir tiye aldığı mizah dergileri Türkiye’de bir geleneğe dönüştü. Herşey Osmanlı İmparatorluğu’nun son Sultanı II. Abdülhamid’le başladı: “Abdülhamid despot bir tutumla hüküm sürüyordu ve ciddi paranoyaları vardı. Burnunun büyük olmasından dolayı burun kelimesini de tıpkı özgürlük ve kardeşlik kelimeleri gibi sansürlüyordu“ diye anlatıyor İstanbul’da yaşayan ve uzun yıllardır Türk karikatürleri ile ilgilenen Gazeteci Sabine Küper-Büsch.

Sansüre karşı reaksiyon olarak her yerde burunla ilgili karikatürler yayınlanmış ve büyük burun despot hükümdarların sembolü haline gelmiş. “Bunun üzerine Türkiye’de karikatür sanatı doğmuş oldu.“ diyor Küper-Büsch.

Ihtilallerin olduğu zamanlarda mizah dergilerinin tirajı- belki de insanların gülmeye daha fazla ihtiyacı olduğundan- çok yüksek sayılara ulaşıyor. 1972 yılında kurulan GırGır dergisi, 1980 askeri darbesinden sonra yarım milyon sayı satarak dünyanın en yaygın mizah dergilerinden biri oldu.

Orta ve alt kesimin gündelik hayatlarıyla, argosuyla ve karikatürlerdeki halk kahramanlarıyla çok geniş bir okuyucu kitlesi dergilerde kendini görüyordu. Sabine Küper-Büsch’ün ifadesine göre karikatüristler, toplumda ayrıcalıklı bir statüye sahipti: “Mizah’ın rolü geleneksel gazeteciliğe kıyasla daha çok toplumun isteklerini dile getirmekti. 70’li ve 60’lı yıllarda bu denli başarılı olmalarının sebebi tek bir dergiyle bile halkın her kesimini içermeleri ve ayrıca hem komik hem de anlaşılır bir şekilde toplumsal tabulara değinmeleriydi.“

Gezi ve sonrası

2013 yılında Gezi protestoları sırasında, mücadelenin itici gücü haline gelen politik mizah, duvar yazıları ve sosyal paylaşımlarla yeni bir boyut kazandı. Karikatür dergileriyle büyüyen ve ilk kez politize olan genç jenerasyon, bu siyasi mizahın yaratıcılarıydı. Gençler, tazyikli suya ve biber gazına karşı asi sloganlarla karşılık veriyolardı. “Gezi umut doluydu. İnsanlar içinde biriktirdikleri tüm hıncını duvarlara döküyordu. 2013 Yazı, mizah dergileri son 10 yılın en fazla satışını yaptı“ diye hatırlıyor Serkan Altuniğne.

Bugünün OHAL’inde o zamanların mizah dolu atmosferinden geriye çok birşey kalmadı. Serkan Altuniğne güleryüzlü biri olmasına rağmen Türkiye’de mizahın şu anki durumu hakkında karamsar bir bakış açısına sahip; “Aslında Türkler mizahı seviyor ama ülkede bu kadar büyük bir umutsuzluğun içinde insanın gülecek hali kalmıyor.“

AKP hükümetinin baskıcı politikası karşısında karikatüristler için eleştiri yapacakları alanlar daralıyor. Muhalif gazete Cumhuriyet’in karikatüristi Musa Kart 185 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuluyor. 31 Kasım 2016’da tutuklandığında “Şu an kendimi bir karikatürün içindeymiş gibi hissediyorum. Öne sürülen gerekçelere baktığınızda gerçekten bir komedi yaşıyoruz. Yaşanan gülünç bir durum.“ demişti.

Serkan Altuniğne OHAL’den önce de çizerken otokontrollü olduklarını fakat darbe girişiminden sonra çizimlerine daha da dikkat ettiklerini belirtiyor; “Kapak planlaması yaptığımızda bunu çizerken ve bu eleştiriyi yaparken başımıza bir iş gelir mi diye 58 defa düşünüyoruz.“ Sabine Küper-Büsch hükümetin akıllıca hareket ettiğini gözlemliyor; “Hükümet karikatüristlerin kendini ifade etmelerine izin verse de, onların alanlarını kısıtlayarak, eleştirinin ölçüsünü kontrol altına alıyor. Bu yüzden karikatürist herkes için anlaşılır olamıyor, bunun yerine abstrakt olmayı seçiyorlar. Bundan dolayı artık sadece ‚Erdoğan karşıtı‘ olan insanlara erişebiliyorlar.“

Her zaman bir yol vardır

Tirajlar artık politik değişimlerin olduğu geçmişe kıyasla düşüşe geçmiş durumda. Logosunda tahta kanatlar takmış bir penguen olan dergi de sonuç olarak maddi sebeplerden dolayı kapanma noktasına geldi. Penguen çizerleri bağımsız olmak adına reklamlardan vazgeçtiler. Karikatürler sosyal medyada paylaşılmaya devam edilse de, dergiler marketlerin raflarında satılamadığı için öylece duruyorlar. İnsanlar, sanki yarının ne getireceğini bilmedikleri bu ülkede daha çok gündelik hayatlarını ayakta tutmaya uğraşıyor.

Serkan Altuniğne, birkaç gün önce diğer Penguen çizerleriyle birlikte İzmir Kitap Fuarı'ndaki imza gününe katıldı. Bu, onlar için bir vedaydı. İnsanlar vedalaşabilmek için saatlerce kuyrukta bekledi. Karikatüristler, altı saat boyunca okurlarıyla aralıksız fotoğraf çektirip imza dağıttılar. „Okurlarımız bizi çok seviyorlar ama artık kendileri de dergi alma heyecanlarını kaybetmiş durumdalar“ diye anlatıyor Altuniğne.

Karikatürist Ramize Erer buna rağmen gelecekten ümitli. Kadın karikatüristlerle birlikte yayınladığı feminist mizah dergisi Bayan Yanı ve “Kötü Kız“ karakteri ile provoke eden asi bir kadın figürü yarattı. Erer, mizahın hala popüler medyada duyulmayan bir muhalif ses olduğunun kanısında. “Politik baskı arttığında insanlar yine mizaha yakınlaşıyor. Bu satış rakamlarında kendini belli etmiyor ama sosyal medyada karikatürler çok geniş bir alana yayılıyor“ diye açıklıyor Erer. Angouleme Comic Festivali’nde „Kreatif Cesaret Ödülü“ alan Erer, susturulmaya boyun eğmeyeceğini belirterek, “Karikatüristler her zaman kendilerini ifade etmenin bir yolunu bulur“ ifadelerini kullanıyor.

ELISABETH KIMMERLE, 2017-05-03
ZURÜCK
TEILEN
MEHR VOM AUTOR
Unterstützen Sie taz.gazete und unabhängigen Journalismus im Netz!