Eylem Tuncaelli: „Hakkımızda hiçbir yargı kararı olmaksızın böyle bir uygulamayla karşılaştık.“

„Bariyerler bizi bu mücadeleden vazgeçiremez“

Avrupa Yeşiller Partisi'nin kongresi için Berlin'e gitmek isteyen Yeşil Sol Parti eş sözcülerinin pasaportlarına el konuldu. Tuncaelli'yle yaşananları konuştuk.

MICHELLE DEMISHEVICH, 2018-11-23

Avrupa Yeşiller Partisi'nin bu yıl 29. kez düzenlenen kongresine katılmak için Berlin'i ziyaret etmek isteyen Yeşil Sol Parti eş sözcülerinin yurtdışına çıkmalarına izin verilmedi. Yeşil Sol Parti eş sözcüleri Eylem Tuncaelli ve Naci Sönmez'in pasaportlarına, Atatürk Havalimanı'nda el konuldu.

Avrupa Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Monica Frassoni, Cuma günü başlayan kongrenin açılış konuşmasında duruma ilişkin açıklamada bulunurken, „Yaşanan bu hukuk dışı olayı kınıyorum.“ ifadelerini kullandı. Monica Frassoni'nin konuşması kongreye katılanlar tarafından dakikalarca alkışlandı.

Yeşil Sol Parti adına Avrupa Yeşiller Partisi'nin 29'uncu Kongresi'ne tek başına katılan Yeşil Sol Parti Almanya Temsilcisi Rauf Uluç da taz.gazete'ye yaptığı açıklamada, „Parti'nin eş sözcülerinin Avrupa Yeşiller Partisi'nin kongresine katılamamış olmamaları ülkemiz ve demokrasi adına büyük kayıp.“ ifadelerini kullandı.

Yaşananları, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Eylem Tuncaelli ile konuştuk.

Taz.gazete: Berlin ziyaretinizin amacı neydi?

Eylem Tuncaelli: Parçası olduğumuz küresel mücadelenin önemli toplantılarından birine katılmak, tüm kıta Avrupası'nda ırkçılığa, ayrımcılığa, ekolojik yıkıma karşı mücadeleyi daha da yükseltebilmek için Avrupa Yeşiller Partisi'nin kongresine katılacaktık.

Hakkınızda açılmış bir soruşturma ya da yurt dışına çıkış yasağı var mıydı?

Hakkımızda hiçbir yargı kararı olmaksızın böyle bir uygulamayla karşılaştık. Yaptığımız bir basın açıklaması sebebiyle 9 Şubat 2017 tarihinde 11 siyasi parti temsilcisi ile eş zamanlı olarak evlerimiz basılmıştı. Emniyet güçleri, Naci ve benim evimin kapılarını kırarak girmişti. Kendi evlerimizde sürüklenip, yere yatırılarak gözaltına alınmıştık. 17 Şubat tarihinde adli denetim şartı ve yurt dışı yasağı ile serbest kaldık. İlk duruşmada yurt dışı yasağımız ve adli denetimimiz kaldırıldı. Bunun dışında hakkımızda açılmış bir soruşturma ya da verilmiş bir yargı kararı yok.

Peki kaldırılmış olan yurt dışı yasağının yeniden önceden size bildirilmesi gerekmiyor muydu?

Polis, pasaport üzerindeki şerhin kaldırılması için ilgili kuruma giden avukatlarımıza dilekçe verip emniyetten tahkik ettirebileceğimizi söyledi. Yasağın ne zaman, neden ve kim tarafından konulduğu bilinmiyor. Bu şerhin kaldırılması için kurumlar arası dolaşıp durmamız mı gerekiyor? Partimizin hukukçuları gerekli adli başvuruları yapmak üzere harekete geçti.

Yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün bizim karşılaştığımız sorun ülkedeki yüz binlerce insanın sorunu. Bu topraklarda yaşanan hukuksuzluklara ne yazık ki şaşırmıyoruz. Ama olağanlaştırılmasına da izin vermeyeceğiz. Sadece ülke içerisinde değil, küresel dayanışma olanaklarımızın da kısıtlanıyor. Ancak şunu unutuyorlar: Bu tip baskı ve yıldırma politikaları bizleri sadece güçlendirir ve mücadele azmimizi kamçılar. Bu ülkenin muhalifleri olarak demokrasiden, insan haklarından, barıştan ve doğadan yana tavır alıyoruz. Bizi kriminalize etmeye çabalayan baskıcı ve otoriter bir rejime karşı mücadele ediyoruz. Sınırlar, bariyerler ve engeller bizi bu mücadeleden vazgeçiremez.

Yaklaşan yerel seçimler ve pasaportlarınıza el konulması arasında bir bağlantı olabilir mi?

Seçim sürecine girildiğinden beri siyasi partiler üzerindeki baskı daha da arttı. Bunları daha önceki seçim dönmlerinde de yaşadık.

MICHELLE DEMISHEVICH, 2018-11-23
GERI
YAZAR HAKKINDA
Bağımsız gazeteciliği destekleyin. Bu proje icin bağışta bulunabilirsiniz.