15 Temmuz 2016’da bir grup asker darbe girişiminde bulunmuş, karşı koyan 251 kişi yaşamını yitirmiş, 2196 yurttaş ise yaralanmıştı.

„Halka kurşun sıkmadık“

Darbe gecesi Orhanlı gişelerinde çekilen görüntüler, olayların nasıl başladığına dair farklı bir hikaye anlatıyor.

ERK ACARER, 2018-11-12

„Vatan hainliği ile yargılanan ve masumiyetini kanıtlamaya çalışan bir Harbiyeli olarak mahkemeniz önündeyim. Hayatının son bir buçuk yılını bugünü bekleyerek geçirmiş, etrafı beton duvarlarla çevrili, üzeri tel örgülerle kafeslenmiş eski askeri öğrencisiyim…“

Anayasal düzeni yok etmek ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçuyla yargılanan İstanbul doğumlu Mustafa Sayar (22), Hava Harp Okulu öğrencilerinin yargılandığı mahkemedeki savunmasına bu sözlerle başladı.

15 Temmuz 2016’da kendilerini “Yurtta Sulh Harekâtı“, olarak tanımlayan bir grup asker darbe girişiminde bulunmuş, karşı koyan 251 kişi yaşamını yitirmiş, 2196 yurttaş ise yaralanmıştı.

Darbe gecesi İstanbul’un Orhanlı ve Sultanbeyli ilçelerinin yanı sıra Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinde darbeye kalkışan askeri lise öğrencileri halk tarafından durduruldu.

Darbe sonrasında binlerce asker ordudan ihraç edildi ve tutuklandı. Ankara Sincan, Bakırköy ve Silivri’deki hapishanelerde ömür boyu ceza alan 259 Hava Harp Okulu öğrencisi var; Mustafa Sayar da onlardan biri. Sabiha Gökçen Havalimanı'nın yakınlarındaki „Orhanlı“ gişelerinde birliğiyle birlikte darbeye teşebbüs ettiği gerekçesiyle yargılandı. Sayar, 9 Kasım 2017 tarihli ifadesinde 15 Temmuz darbe günü yaşadıklarını anlattı.

Komutandan sürpriz ziyaret

Hava Harp Okulu öğrencisi Sayar, 4 yıllık eğitimi boyunca her yıl olduğu gibi yaz aylarında düzenlenen 5 haftalık Yalova eğitim kampındaydı. 13 Temmuz günü Yeşilköy’deki okullarından ayrılıp, Bakırköy’deki törenin ardından Yalova’ya intikal ettiler.

Sayar dahil olmak üzere 63 sanığın tamamının ifadesine göre dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal, sabah 10.30’da, beraberindeki üst düzey bir heyetle kampa geldi. Yanında şu anda Hava Kuvvetleri Komutanı olan Korgeneral Hasan Küçükakyüz de vardı.

Komutanlar toplantı yaptıktan sonra, yaşları 18 ila 22 arasında değişen öğrencilerle bir araya geldiler. Sayar da ifadesinde bundan da söz etti: “Beraber öğle yemeği yedik. Yemeğin bitiminde hatırladığım kadarıyla Abidin Ünal bize konusu 'itaat’ olan bir konuşma yaptı.“ Anlatılanlara göre 15 Temmuz Cuma günü Yalova’ya yapılan ziyaret olağan dışıydı. Normalde buraya yapılan üst düzey ziyaretler, kampın son günü gerçekleşirdi. Öğrencilerin neredeyse hepsi verdikleri ifadelerde bu ziyaretten duydukları şaşkınlığı dile getirdiler.

Sayar, heyet ayrıldıktan sonra kampın yine rutine döndüğünü belirtti. Fakat ilerleyen saatlerde, yatmaya hazırlanan öğrenciler arasından numaraları okunanlara tam teçhizat ve silahlarıyla yeniden toplanmaları emredildi. Sayar çağrı nedeninin eğitim olduğunu düşündü. Mühimmat yüklenmeye başlanan otobüslere “Binin“ emri verildiğinde öğrenciler endişelendi.

taz.gazete’nin ulaştığı ses kaydı, Orhanlı’ya giden otobüsteki bazı komutanların da durumdan haberdar olmadığına işaret ediyor. Konuşmalarını, telefonundaki bir uygulamayla kaydeden Teğmen Emre Demirbilek, darbe gecesi hayatını kaybetti. Eşinin izni ile dökümü yapılan 46 saniyelik ses kaydına göre teğmen epey heyecanlıydı. Niçin toplandıklarını bilmediğini, kendisine “İnterneti kullanmayın“ emri geldiğini söylüyordu.

Mahkeme kayıtları dikkate almadı

2016 yılı Türkiye’de yoğun terör saldırılarının olduğu bir dönemdi. Erler gibi harp okulu öğrencileri de büyük bir eylem yaşandığını düşündüler. Oysa yaşanan bir darbe girişimiydi.

İlk otobüsler, Yalova'yı saat 24:00 civarında terk etti. Sanık Öğrenci Muhammed Ali Taş, ifadesinde ilk çıkan araçlardan birinin komutanı olan Yüzbaşı Sinan Canlı’nın “Durmak yok, mızmızlananı alnından vururum“ dediğini aktardı. Sanık öğrenci Murat Hüdavendigar Öncü ise arkadaki aracın komutanı üsteğmen Aydın Gülşen’in “30-40 bin civarıterörist eylem yapıyor“ dediğini belirtti. Öncü’ye göre kamp güvensiz olduğundan öğrenciler okula döneceklerdi.

Saat 01:00’i geçmiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan halka çağrı yapmış ve insanlar orduya karşı direnmek için sokaklara inmişti. Halk ve araç kalabalığı nedeniyle iki otobüs Orhanlı gişelerini geçtikten sonra durmak zorunda kaldı.

Sanık öğrencilerin ifadesi, araçların geçiş sırasında gişe ücreti ödediğini ortaya koyuyor. Bu andan itibaren neler yaşandığıyla ilgili sivil ve polislerden oluşan 54 tanığın ifadesi var.

İfadelere göre askerler gişeler yönünden sivillere ve emniyet güçlerine ateş ederek ilerledi. Polis memuru Selçuk Gölpınar, askerlere “Teslim olun“ çağrısından sonra askerlerin ateş açtığını dile getirirken, Erdoğan’ın sözleri üzerine Orhanlı gişelerine giden vatandaş Ayşenur Tolun, “Tekbir getirdim diye vuruldum,“ dedi.

Oysa olay gecesine ilişkin Orhanlı gişelerde çekilmiş MOBESE kayıtları, yaşanan olayların nasıl başladığına dair başka bir fikir veriyor. 16.07.2016, saat 01:28:45 tarihli 2 dakikalık videoda, askerler görüntüye giriyor. Ateş ederek gelmiyorlar, halkın arasında yürüyorlar. Bir çatışma görünmüyor.

Foto: Screenshot

Askerleri gören sivil vatandaşlardan bazıları araçlarına biniyor. 01:29:00’da askerler ve sivil halk aynıanda birlikte yere yatıyorlar. Videoda yolun kenarındaki tepe bir noktadan art arda seri ateş ışığı görülüyor. 01:29:42’de yolun bariyerle ayrılmış tarafından görüntüye bir asker giriyor. Toplanan halkın arkası ona dönük.

01:29:48’de bir askerin diz çöktüğü ve ateşin geldiği yere doğru nişan aldığı görülüyor. Bu subay, Teğmen Emre Demirbilek. Bu gece vücuduna isabet eden kurşunlarla hayatını kaybetti. Bu noktadan sonra Orhanlı'daki gişelerde ne yaşandığı görüntülerde yer almıyor.

„Askerin kullandığı silahlar belli“

15 Temmuz gecesi sadece Orhanlı’da biri polis, altıkişi yaşamını yitirdi, 33 kişi de yaralandı. O gece emir ve komutayı elinde bulunduran Kurmay Binbaşı Ferhat Günay da çıkan çatışma sonucu öldü. Orhanlı davası iddianamesinde kolluk kuvvetleri ve siviller ile darbeciler arasında uzun süre çatışma yaşandığı yazıyor.

Dava avukatıTuncay Kılıç, mahkemenin yukarıda sözü edilen kayıtları dikkate almadığını söylüyor: “Görüntüler duruşmada tarafımdan mahkemeye sunuldu. Otomatik atış olma ihtimali yüksektir. Adli Tıp incelemelerinde, ölüme yol açan materyal cinsinin belirlenmediği yönünde raporlar var. Oysa askerin kullandığı silahların mermileri bellidir.“

Mahkeme, 259 Hava Harp Okulu öğrencisine müebbet hapis cezasıverdi. Müebbet alan öğrencilerden Mustafa Sayar, savunmasını, “Ortada flu bir şey yok, darbeden haberimiz yoktu. Halka kurşun sıkmadık, ama bize bu soğuk kelepçeler layık görüldü“ sözleriyle bitirdi.

15 Temmuz günü Yalova’daki kampa gelen General Abidin Ünal'ın Harp Okulu Öğrencileri davasında mahkemede bilgisine başvurma gereği duyulmadı. Darbeye katılmadığı ve karşı çıktığı kabul görüyor. Fakat öğrenciler müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Duruşmalar sırasında aileler ve sanık yakınları „Generaller dışarıda, öğrenciler içeride“ sloganları atıyorlardı. Darbe gecesi ölen askerler ise tören yapılmadan uzak mezarlıklara gömüldü ve devlet tarafından “hain“ ilan edildiler.

Bu metinde yer alan bilgiler, tutuklu yargılanan Hava Harp Okulu öğrencilerinin mahkemede verdikleri ifade tutanaklarından ve sanık avukatlarının ulaştıkları görüntüler üzerinden derlenmiştir. Yine avukatlar yardımı ile görüntüler analiz edilmiştir. Olay gecesi yaşamını yitiren Emre Demirbilek'in telefonunda yer alan ses kaydına ulaşılmış, bunun çözümlenerek yayınlanması için ailesinden izin alınmıştır.

ERK ACARER, 2018-11-12
GERI
YAZAR HAKKINDA
Bağımsız gazeteciliği destekleyin. Bu proje icin bağışta bulunabilirsiniz.