İstanbul Havalimanı, 6 Nisan'dan itibaren tam kapasite hizmet vermeye başlıyor.
taz.gazete, İstanbul Havalimanı'nı mercek altına aldığı dosyada bu projenin insanlar, çevre ve ekonomi üzerindeki etkilerini inceliyor.

Daha fazla okumak için:
taz.atavist.com/istanbul-havalimani

HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu, iktidarın annelere çifte standart uyguladığını belirtiyor.

İki anne, bir devlet

Diyarbakır'da HDP'nin önünde eylem yapan asker anneleri iktidar tarafından desteklenirken, müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri lise öğrencilerinin anneleri gözaltına alınıyor.

ERK ACARER FIGEN GÜNEŞ, 2019-09-27

Diyarbakır'daki HDP binası girişindeki basamaklarda oturan Songül Altıntaş'ın bir elinde oğlunun asker üniformalı büyük boy portresi, diğer elinde bir dua kitabı var. Oğlu Müslim Altıntaş, 2015 Eylül’de, 19 yaşında askerlik görevini yaparken, Tunceli’de PKK'liler tarafından kaçırılmış. Oğlundan yalnızca sosyal medyada paylaşılan videolar aracılığı ile haber alabildiğini, şimdiye kadar doğrudan bir iletişim sağlayamadığını ifade ediyor. Gaziantep’te yaşayan Altıntaş, 2 Eylül'den beri her gün, sabah sekizden akşam dokuza kadar bu basamaklarda bekliyor. Namaz kılacağı zaman binanın karşısındaki camiye gidiyor. Oğlunu tekrar görene kadar buradan gitmeyeceğini söylüyor: „Beş yıl oldu. Son çare olarak buraya geldik. Kış da gelse, üstümüze kar da yağsa biz buradayız, kalkmıyoruz.“

Aralarında polis ve asker annelerinin de olduğu bir grup insan, çocuklarının PKK tarafından kaçırıldığı ya da kandırıldığı gerekçesiyle ay başından beri Diyarbakır'da HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi düzenliyor. Şu ana kadar 44 ailenin yer aldığı eyleme katılım her geçen gün artıyor. Eylemci anneler arasında çocuklarının „kandırılarak PKK'ye katılmaya zorlandığını“ iddia edenler var. Bununla birlikte İnsan Hakları Derneği'ne (İHD) göre PKK’nin elinde 13 asker ve istihbarat mensubu da bulunuyor. Esir askerlerden bazıları, İHD aracılığıyla devlet yetkililerinden kendilerini kurtarma talebinde bulundu. Ancak belirtilenlere göre, devletin PKK ile müzakere yürütmesi örgütü tanımak olarak da görülebileceğinden bugüne dek rehineler ile ilgili bir gelişme yaşanmadı.

HDP sorunun çözüm yerinin meclis olduğunu vurguluyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise bunu kabul etmiyor. Erdoğan, HDP önünde yaptığı eylemin ardından oğlunu PKK'den geri aldığını söyleyen bir anne ile 25 Ağustos gününde telefonda konuşmuş, „Direndiniz ve söke söke bu hainlerin elinden o evladınızı kurtardınız. Bu tür annelere ihtiyacımız var.“ demişti. Bunun ardından eylemler büyüdü. HDP'yi sürekli PKK'ye destek vermekle suçlayan ve aynı gerekçeyle Ağustos ayında Diyarbakır dahil olmak üzere üç büyükşehir belediyesine kayyım atayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise 13 Eylül günü HDP önündeki oturma eylemine destek verdi.

„Herkes elini taşın altına koysun“

Anne Songül Altıntaş da Diyarbakır şehrinin büyük çoğunluğunun PKK'yi desteklediğine inanıyor. Ona göre PKK ve HDP arasında bir fark yok: „HDP, PKK kadar zalimlik yapmıyor ama onlar da işbirlikçi. ‚Çocuklarımızı verin gidelim‘ dedik. Bizim alakamız yok, AK Parti önüne gidin’ diye karşılık verdiler.“ Aslında Songül Altıntaş, devlete ve diğer partilere başvurular yapmış ve bugüne kadar hiçbir sonuç alamamış.

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun yanı sıra AKP, CHP ve MHP'li vekiller ile Meclis’te görüşmeler gerçekleştirdiğini anlatıyor. Aktardığına göre PKK, esir aldığı askerlerin özgür bırakılması karşılığında Öcalan ile görüşme sağlanması, hapisteki yaşlı tutukluların bırakılması ve barışın tesis edilmesi gibi taleplerde bulunmuş. Ancak eski Başbakan Davutoğlu „PKK'nin sözüne güvenilmeyeceği“ gerekçesiyle bu şartları kabul etmemiş: „Devlet PKK'ya fırsat bırakmak istemiyor olabilir, bu nedenle PKK'nın taleplerini yerine getirmemiş olabilir. Ama yapması gerekiyor, devlet de adım atsın onlar da.“ O sırada diğer bir anne Sadiye Özbey söze giriyor. Kemoterapi gördüğünü, buna rağmen bu basamaklarda oturduğunu ifade ediyor: „Herkes elini taşın altına koysun. Barışsa barış.“

Askeri lise öğrencilerinin anneleri

HDP önündeki eylemler, Türkiye'nin başkenti Ankara'da yine asker anneleri tarafından yapılan bir başka eylemi tetikledi: 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından tutuklanan Harp Okulu öğrencilerinin anneleri de çocukları için eylem yapmaya başladılar. 259’u müebbet hapis cezası alan bu öğrenciler, 38 aydır hapishanede tutuluyor. Hükümlü askeri okul öğrencileriyle ilgili temel iddia, hepsinin bilerek ve isteyerek darbeye katıldıkları yönünde. Diyarbakır'da başlatılan eylemlerin ardından bu öğrencilerin anneleri her hafta Ankara'da eylem yapma kararı aldılar.

Müebbet hapis cezası alan Furkan Talha Çetinkaya’nın annesi Melek Çetinkaya da, „Belki biz de sesimizi duyurabiliriz“ diye düşündüğünü anlatıyor. 14 Eylül tarihinde, oturma eylemi gerçekleştirmek için Ankara'da evinden çıkıp Sakarya Caddesi’ne yürüdüğü sırada kalabalık bir çevik kuvvet polis ekibi gördüğünü ve arkasından yaklaşan bazı polislerin onu gözaltına aldığını söylüyor: “‚Eylem yapma planın var‘ dediler. Eve döneceğimi söyledim, izin vermediler. Karakola götürdüler, tutanak tutup serbest bıraktılar. Çıkınca diğer annelerin yanına gittim. Henüz eylem başlamamıştı. Gözaltı tekrarlandı.“ Çetinkaya'nın gözaltı gerekçesi, izinsiz pankart açmaktı. Kendisine 320 Lira para cezası kesildi. Elinde tuttuğu küçük dövizde şu ifadeler yazılıydı:

“19 günlük askeri öğrencilere, 5 günlük erlere, kursiyer astsubaylara, kursiyer teğmenlere müebbet verdiler. 3 yıldır zindanlarda adalet bekliyorlar.“

Çetinkaya 17 Eylül’de, Ankara'daki AKP il binası önünde bir kez daha eylem yapmaya karar verdi. Yine gözaltına alındı. Bu kez nezarete konuldu; orada sinir krizi geçirip hastaneye kaldırıldıktan sonra tekrar karakola getirildi. “Bizler anne değil miyiz? Ben çocuğumu 13 yaşında devlete emanet ettim. Anneler arasında ayrım yapan bir kitle ile karşı karşıyayız.“ diyen Çetinkaya, devletin kendilerini duyacağı güne kadar eylemlerine devam edeceklerini söylüyor.

Çetinkaya’nın Diyarbakır’da oturma eylemi yapan annelere de çağrısı var: “Evlat deyince akan sular durur. Onlara sonsuz destek vereceğim. Onlar da bizim gibi evladını bekleyen ailelerden desteğini esirgemesinler. Beklentilerimiz ancak ortak bir mücadeleyle karşılanabilir.“ Diyarbakır'daki eyleme katılan annelerden Songül Altıntaş ise, bir yandan „Hiçbir annenin yüreği yanmasın“ derken, diğer yandan eylemin zamanlamasını doğru bulmadığını söylüyor: “Şimdi biz eylemdeyiz. Bu nedenle AKP'nin önüne gitmelerini doğru bulmuyorum. Başka bir zaman seçebilirlerdi.“

„Samimiyetsiz anlayış terk edilmeli“

Öte yandan Diyarbakır'daki eylemlerin zamanlaması da kamuoyunda tartışma konusu olmuştu. Zira eylemler, tam da şehre atanan kayyımların protesto edildiği günlerde başlamıştı. Bununla birlikte eyleme katılan annelerin bazılarının çocuklarının PKK tarafından kaçırılmadığının ortaya çıkması da, eylemin itibarının zedelenmesine yol açtı. HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, iki gruptaki annelerin gerçekleştirdiği eylemleri de yakından takip ediyor. Hiçbir annenin „rol yapmayacağını“ söyleyen Gergerlioğlu, annelerin samimiyeti konusunda polemik yaratmanın yakışıksız bir durum olduğunu vurguluyor.

Bu tür durumların siyasi saiklerle istismar edildiğini söyleyen Gergerlioğlu, iktidarın annelere çifte standart uyguladığını belirtiyor: “Bir taraftaki annelere sonsuz bir destek var. Diğer tarafta iki dakikalık eyleme bile tahammül göstermekten yoksun bir davranış. Bu samimiyetsiz anlayış terk edilmeli. Çözüm, barış. Bu yol da annelerden geçiyor.“

ERK ACARER FIGEN GÜNEŞ, 2019-09-27
GERI
YAZAR HAKKINDA
Bağımsız gazeteciliği destekleyin. Bu proje icin bağışta bulunabilirsiniz.