İstanbul Havalimanı, 6 Nisan'dan itibaren tam kapasite hizmet vermeye başlıyor.
taz.gazete, İstanbul Havalimanı'nı mercek altına aldığı dosyada bu projenin insanlar, çevre ve ekonomi üzerindeki etkilerini inceliyor.

Daha fazla okumak için:
taz.atavist.com/istanbul-havalimani

Yağan yağmurun ardından Moria kampında kalan sığınmacılar çadırlarını tamir ediyorlar.

Türkiye ve Yunanistan arasında sıkışan hayatlar

Türkiye'den Yunan adalarına ulaşan mültecilerin sayısında Ağustos ayından beri yeni bir artış var. İki ülke de daha sert politikalar uygulama konusunda kararlı.

BEGÜM BAŞDAŞ, 2019-10-07

Yunanistan'ın Midilli adasındaki Moria kamp duvarlarının 400 metre kadar dışındaki Zeytinlik alan, 29 Eylül Pazar günü alev aldı. Dumanların her yeri sarmasından kısa bir süre sonra kampın içinde bir konteynerde ikinci bir yangın çıktı. Konteyner Afganistanlı sığınmacı Ali'nin çadırının 20 metre uzağındaydı. Ali (41), yetkililerin ilgisizliği yüzünden mültecilerin yangını kendi çabalarıyla söndürmeye çalıştığını anlatıyor: “Konteynerin penceresinden insanların yandığını gördük. Yetkililerin yangını söndürmeye çok geç gelmesini protesto edince daha fazla polis geldi ve protesto edenlere saldırdı.“

Yunanistan makamlarının resmi açıklamasına göre bir elektrik kablosu nedeniyle çıkan yangında 49 yaşındaki Ferida Tajik hayatını kaybetti. Görgü tanıkları ise yangında başka insanların da hayatlarını kaybettiklerini iddia ediyor. Dört ay önce Türkiye üzerinden adaya gelen Ali, yangında herkesin çok korktuğunu söylüyor. Moria kampındakilerin Avrupa tarafından kendi kaderlerine terk edildiğini düşünen Ali, buradan kurtulmak istediğini belirtse de, Midilli’de bulunan binlerce Afgan mülteci gibi Afganistan’a geri gönderilmekten korkuyor.

Avrupa Birliği’nin uyguladığı güvenlik politikaları sonucu an itibariyle 30 bin 500 sığınmacı Yunanistan adalarında sıkışıp kalmış durumda. Ancak adalar arasında en büyük sorumluluk Midilli adasına düşüyor. Kapasitesi 3 bin civarında olan Moria kampında 12 bin 500 civarında sığınmacı yaşam mücadelesi veriyor. Eski bir askeri bölge olan Moria'nın duvarları içindeki alana sığmayan sığınmacılar, “Jungle“ adını verdikleri zeytinlik alanda toprak üstüne kurulmuş çadırlarda yaşıyorlar. Son günlerde, büyük kitleler halinde birikmiş ve toplanmayan çöp yığınları nedeniyle çadırlarda yaşayan bazı çocuklarda alerjik hastalık belirtileri görülüyor. Koşulların yarattığı stresten ötürü kampta neredeyse her gün kavga çıkıyor. Adaya gelişlerin yeniden artması nedeniyle, yeni gelen sığınmacılara verilecek yeterli sayıda çadır bulunmuyor.

Yabancı düşmanlığı düzensiz göçü tetikliyor

BMMYK verilerine göre Yunan adalarına ulaşan mültecilerin sayısında Ağustos ayından itibaren yeni bir artış yaşanıyor. 23-29 Eylül tarihleri arasında Ege adalarına 3 bin 164 kişi ulaşırken, Midilli adasına günde ortalama 300 kişi geliyor. Türkiye Sahil Güvenliği’nin düzensiz göç istatistikleri ise bu sayıların çok daha üstünde insanın engellenerek Türkiye’ye geri götürüldüğünü ortaya koyuyor.

İzmir'de mültecilere destek veren bir dernek olan Mülteci-Der'den Pırıl Erçoban'a göre Türkiye'den Yunanistan'a geçişlerin artmasının sebeplerinden biri Türkiye'deki yabancı karşıtı söylemlerin yaygınlaşması. „Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilecekleri ya da Suriye'nin kuzeyinde açılması planlanan güvenli bölgeye taşınacakları“ gibi söylemlerin insanlarda büyük tedirginlik yarattığını ifade eden Erçoban, Türkiye'deki ekonomik sorunlar ve son dönemde İstanbul'da kayıtlı olmayanların şehirlerine gitmek durumunda kalması nedeniyle Avrupa'ya geçmeye çalışanların sayısında ciddi bir artış olduğunu vurguluyor.

Foto: Begüm Başdaş

Son dönemde düzensiz göç sayılarındaki artıştan endişe duyan Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer ise, 3-4 Ekim tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret etti. AB-Türkiye arasında 2016 yılında yapılan anlaşmanın „daha başarılı bir şekilde“ uygulanması için Türkiye’ye daha fazla mali yardım yapılması gerektiği görüşünde olan Seehofer, Türkiye hükümeti ile sahil güvenlik çalışmalarının artırılması ve düzensiz göçün engellenmesi gibi konularda işbirliğini artırma kararı aldıklarını belirtti. Seehofer, Ankara ziyaretinin ardından Yunanistan’a gitti. Yunanistan'daki yeni hükümet de sığınmacılar hakkında önceki yıllarda uygulanandan daha sert bir politika yürütmeyi amaçlıyor.

Yeni hükümetin sözcüsü: „Yunanistan üzüm bağı değildir“

7 Temmuz’da yapılan genel seçimlerde iktidara gelen Yeni Demokrasi partisinin programı, Yunanistan’daki ekonomik krizin çözülmesi ile göçü önlemek adına sınır güvenliğinin artırılmasını ve Moria gibi sığınmacıların yaşadıkları yerlerin kapalı kamplar haline getirilmesini öngörüyordu. Aşırı sağ parti Altın Şafak son seçimlerde mecliste kendine yer bulamasa da, Altın Şafak’ın temsil ettiği mülteci düşmanı politikalar benimseniyor. Yeni hükümet, aynı zamanda daha da sıkılaştırılmış bir göç yasası taslağı hazırlıyor.

„Bugüne kadar alınan kararların ne Yunanistan ne de Türkiye tarafından tam uygulandığını“ söyleyen Hükümet sözcüsü Stelios Petsas, 1 Ekim günü yaptığı açıklamada Türkiye’ye geri gönderilen göçmenlerin sayısının çok az olduğunu ifade etti. Önümüzdeki 14 ay boyunca, önceki yılların beş katı sayıda insanın AB ve Türkiye arasında yapılan anlaşmalar kapsamında Türkiye’ye geri gönderilmesinin planlandığını söyleyen Petsas, inşa edilmesi planlanan kapalı geri gönderme merkezlerinin, Avrupa’ya gelmek isteyen insanlara özgürce hareket edemeyeceklerine dair bir mesaj olacağını belirtti: “Yunanistan çitlerle çevrilmemiş bir üzüm bağı değildir.“

Midilli Adasında sığınmacılara hukuki destek sağlayan bir dernek olan Legal Center Lesvos’dan Lorraine Leete, Yunanistan hükümetinin yeni göç politikalarını uygulamasının çok kolay olmadığını söyledi. Alınan kararların hukuk kurallarına aykırı olduğunu ve Avrupa mevzuatıyla çatıştığını ifade eden Leete, „Kısa bir süre önce hükümet sığınmacıların başvurularında temyiz sürecini kaldıracağını söylemesine rağmen bundan hızlıca caymak zorunda kaldı. Muhtemelen 'ekonomik göçmenleri’ de kolayca geri gönderemeyeceğini görecek, çünkü bu da hukuka aykırı.“ dedi. Yunanistan Sığınma Hizmetleri’nin yetersiz kapasitede olduğunu söyleyen Leete, “10 bin kişinin başvurusunun 2020 sonuna kadar değerlendirilme ihtimalinin ‚çok zor‘ olduğunu belirtti.

Kapalı kamplar kurulmasının ve yeni gözaltı merkezlerinin inşa edilmesinin endişe verici olduğunu ifade eden Leete, “Gelen insanların sayısı bu kadar fazlayken korkunç insan hakları ihlallerinin yaşanmaması için alt yapıyı çok güçlü hazırlamaları gerek.“ ifadelerini kullandı. Öte yandan 1 Ekim tarihinde 234 kişi, Moria’dan anakaraya gönderildi. Yunanistan, adadaki yoğunluğun azaltılması için Ekim sonuna kadar yüzlerce kişinin daha Moria’dan anakaraya gönderileceğini bildirdi.

Moria kampında kalan Ali, buradan bir an evvel kurtulmak ve anakaraya geçmek istediğini söylese de, fazla umudunun olmadığını belirtiyor. Ali'nin karşı karşıya olduğu bir diğer seçenek ise Türkiye'ye iade edilmesi. Mülteci-Der'den Pırıl Erçoban, Yunanistan'ın bireysel sığınma başvurularını hızlandırılmış bir mekanizma ile değerlendirmesi durumunda zincirleme hak ihlalleri riskinin artacağına dikkat çekiyor: „Türkiye eğer binlerce kişinin geri gönderilmesini kabul ederse, gelenler geri gönderme merkezlerine yerleştirilecek ve sınır dışı işlemleri başlatılacak.“ Türkiye'de uluslararası koruma kayıt süreçleri ile ilgili de ciddi sıkıntılar yaşandığını söyleyen Erçoban, „gönüllü geri dönüş“ kapsamında birçok Suriyeli'nin sınır dışı edildiği yönünde ciddi iddialar olduğunu beliriyor.

BEGÜM BAŞDAŞ, 2019-10-07
GERI
YAZAR HAKKINDA
Bağımsız gazeteciliği destekleyin. Bu proje icin bağışta bulunabilirsiniz.